top of page
Mermer

Yazılarım

000011 (2).JPG

TARÇIN

Tarçını sevmeyenler dikkat! Çünkü tarçının insülin duyarlılığını artırması veya insülinveri etki yaratması her şeyi değiştirebilir.

Peki insülin neydi?

TARÇIN

Tarçını sevmeyenler dikkat! Çünkü tarçının insülin duyarlılığını artırması veya insülinveri etki yaratması her şeyi değiştirebilir.

Peki insülin neydi? İnsülin, vücutta karbonhidrat özüştürmesini düzenleyen, glikozun hücrelerimiz tarafından kullanılmasını sağlayan, glukagon ile birlikte çalışan, kan şekerini düşüren bir hormondur. Yani yemek yedikten sonra, bol karbonhidrat tüketilen bir öğün olduğunu da düşünürsek; bildiğimiz gibi karbonhidratlar da hemen yapıtaşlarına parçalanmaya hazır, ilk olarak sindirilmeye ağızdan başlayan tek besin grubudur. İncebağırsaklarda hem parçalanması hem de emilmesi tamamlanır. İncebağırsaktan emilimi tamamlanan glikozların kana geçmesiyle kan şekeri yükselmeye başlar. Sinyal çoktan pankreasa gitmiştir, beta hücrelerinden insülini vücudun temel yakıtı olan glikozu harcanması diğer hücreler tarafından kullanılmasını sağlamak için aktifleşmiştir. Glikoz, hücresel metabolizmada enerji üretmek için kullanılır veya karaciğerde ve kaslarda depolanmak üzere glikojene dönüştürülür veya trigliserit ve yağların üretiminde kullanılır.

000010 (1).JPG

Diyabet ise mutlak bir insülin eksikliğinden kaynaklanan sendromdur. beta hücrelerinin artık yeterli insülini pankreastan salgılayamaması ya da yeterli şekilde salgılamış olsa da diğer hücrelerin insülini kullanamaması, bunun sonucunda da glikozu enerjiye çevirememiş ve hiperglisemiye yani kan şekerinin yüksek seyretmesiyle sonuçlanmıştır. Aç veya tok kan şekeri ölçülmüş bir kişinin eğer kan şekeri değer 200mg/dL ise kesinlikle diyabet hastasıdır hemen tedaviye başlanmalıdır. Açlık kan şekerinin 70-110mg/dL değerleri arasında çıkması beklenir, 50-70mg/dL ’in hipoglisemidir. Tokluk kan şekerinin ise 100-140mg/dL  değerleri arasında seyretmesi beklenir.

Tarçın, yapılan çalışmalar sonucunda artan glikoz etkisiyle insülinin aktifliğini artırdığı görülmüştür. İnsülin aktifliği demek bizim için kan şekerinin normal değerlere yaklaşması yani tatlı isteklerinin baskılanması demektir. Yapılan çalışmalar sonucu tarçının hipertansiyonu, LDL kolesterolü, trigliserit değerlerini düşürdüğü, HDL kolestrolü yükselttiği gözlenmiştir. Tarçını mucizevi bir antioksan olarakta görebiliriz lakin tarçının bunları tek başına yaptığını beklemek yanlıştır. Dengeli, düzenli, kontrollü porsiyonlar tüketerek, sağlıklı tercihlerde bulunarak, hafta da en az 3 gün 1’er saat yürüyüş yaparak bu sonuçlara ulaşabiliriz. Tarçının yardımcı ve hızlandırıcı bir faktör olduğunu unutmayalım.

000011 (2).JPG

Khan ve arkadaşları (Diabetes Care, 26: 3215-3218, 2003), günde 1, 3 veya 6 g tarçın alımının, tip 2 diyabetli kişilerde serum glukoz, trigliserit, LDL kolesterol ve toplam kolesterolü azalttığını bildirmiştir.

 

Solomon ve arkadaşları (Diabetes Obes Metab, 9: 895-901, 2007), tarçın alımının, oral glukoz alımına karşı toplam plazma glukoz yanıtlarını azalttığını ve aynı zamanda insülin duyarlılığı indeksi ile değerlendirilen insülin duyarlılığını arttırdığını bildirmiştir.

Mang ve arkadaşları 4 ay boyunca 3 g/gün tarçın kullanan Tip2 dm hastaların plasebo etkisiyle tedavi edilenlere kıyasla glukoz seviyesini düşürdüğünü bildirmiştir.

 

Günlük hayatınızda kullanımı artırabilir örnek alternatifleri inceleyebilirsiniz. Kan şekerinizi düzenlemeye yardımcı olacağı yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır.  Lakin abartılı kullanıldığında da alerjen etki, kan şekerinin olması gereken düzeyden daha da çok düşmesi, baş dönmesi, ciltte tahriş gibi birçok etki de görülebilir.

Alternatifler;

  • 1 bardak sütün içine 1 çay kaşığı toz tarçın eklenebilir,

  • Çubuk tarçını günlük su içimini de kolaylaştırmak için kullanılabilir,

  • Dilediğiniz meyveyi (elma, şeftali vb) dilimleyip üstüne 1 çay kaşığı kadar toz tarçın ekleyip tüketilebilir,

  • Tarçın çayı yapılabilir.

ANANAS

Ananas, ananasgiller familyasından tropikal ülkelerde yetişen bitki ve onun meyvesidir. Anayurdu Güney Amerika'dır. Meyvesi iri, güzel kokulu ve lezzetlidir, Meyvenin %86’sı sudur. Üstünde bir demet yaprak vardır. Tropik ülkeler meyvesi olan ananas güzel kokulu, kabuğu sert içi etli bir meyvedir. Dünyanın birçok yerinde taze meyve, meyve suyu, reçel, jöle ve kurutulmuş ürün olarak tüketilmektedir.

Bir dilim ananas yetişkin bir insanın günlük manganez ihtiyacının %6’sını, C vitaminin %42’sini, B1, B5, B6 ve B9 Vitaminlerinin de en az %10 kadarını karşılamaktadır. Lif bakımından zengindir ve yüksek miktarda C vitamini içermektedir; yüksek C vitamini içeriği ve lif, kolajen üretimini artırarak iç ve dış yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Sodyum içeriğinin düşük, Potasyum miktarının yüksek olması da kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Az miktarda A Vitamini, K Vitamini, Demir, Fosfor, Bakır, Çinko içermektedir.

000024.JPG

Ananas içerisinde bulunan bromalein olarak adlandırılan yapı, protein sindirim enzimlerinin karışımından oluşur; Protein ayrıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı bir enzimdir. Diüretik etki göstermektedir. Hem endüstri hem de tedavi alanında geniş bir kullanıma sahip olup, proteolitik aktivitesi nedeni farmakolojik etkileri yoğun olarak kanıtlanmaya çalışılıp birçok hayvan modelinde araştırmalar yapılmıştır.

2012 yılında yapılan bir çalışmada 2. ve 3. derece yanık tedavisinde bromalein kullanarak iyileşme sürecini hızlandırdığı görülmüştür.

TARÇIN

Tarçını sevmeyenler dikkat! Çünkü tarçının insülin duyarlılığını artırması veya insülinveri etki yaratması her şeyi değiştirebilir.

Peki insülin neydi? İnsülin, vücutta karbonhidrat özüştürmesini düzenleyen, glikozun hücrelerimiz tarafından kullanılmasını sağlayan, glukagon ile birlikte çalışan, kan şekerini düşüren bir hormondur. Yani yemek yedikten sonra, bol karbonhidrat tüketilen bir öğün olduğunu da düşünürsek; bildiğimiz gibi karbonhidratlar da hemen yapıtaşlarına parçalanmaya hazır, ilk olarak sindirilmeye ağızdan başlayan tek besin grubudur. İncebağırsaklarda hem parçalanması hem de emilmesi tamamlanır. İncebağırsaktan emilimi tamamlanan glikozların kana geçmesiyle kan şekeri yükselmeye başlar. Sinyal çoktan pankreasa gitmiştir, beta hücrelerinden insülini vücudun temel yakıtı olan glikozu harcanması diğer hücreler tarafından kullanılmasını sağlamak için aktifleşmiştir. Glikoz, hücresel metabolizmada enerji üretmek için kullanılır veya karaciğerde ve kaslarda depolanmak üzere glikojene dönüştürülür veya trigliserit ve yağların üretiminde kullanılır.

000010 (1).JPG

Diyabet ise mutlak bir insülin eksikliğinden kaynaklanan sendromdur. beta hücrelerinin artık yeterli insülini pankreastan salgılayamaması ya da yeterli şekilde salgılamış olsa da diğer hücrelerin insülini kullanamaması, bunun sonucunda da glikozu enerjiye çevirememiş ve hiperglisemiye yani kan şekerinin yüksek seyretmesiyle sonuçlanmıştır. Aç veya tok kan şekeri ölçülmüş bir kişinin eğer kan şekeri değer 200mg/dL ise kesinlikle diyabet hastasıdır hemen tedaviye başlanmalıdır. Açlık kan şekerinin 70-110mg/dL değerleri arasında çıkması beklenir, 50-70mg/dL ’in hipoglisemidir. Tokluk kan şekerinin ise 100-140mg/dL  değerleri arasında seyretmesi beklenir.

Tarçın, yapılan çalışmalar sonucunda artan glikoz etkisiyle insülinin aktifliğini artırdığı görülmüştür. İnsülin aktifliği demek bizim için kan şekerinin normal değerlere yaklaşması yani tatlı isteklerinin baskılanması demektir. Yapılan çalışmalar sonucu tarçının hipertansiyonu, LDL kolesterolü, trigliserit değerlerini düşürdüğü, HDL kolestrolü yükselttiği gözlenmiştir. Tarçını mucizevi bir antioksan olarakta görebiliriz lakin tarçının bunları tek başına yaptığını beklemek yanlıştır. Dengeli, düzenli, kontrollü porsiyonlar tüketerek, sağlıklı tercihlerde bulunarak, hafta da en az 3 gün 1’er saat yürüyüş yaparak bu sonuçlara ulaşabiliriz. Tarçının yardımcı ve hızlandırıcı bir faktör olduğunu unutmayalım.

000011 (2).JPG

Khan ve arkadaşları (Diabetes Care, 26: 3215-3218, 2003), günde 1, 3 veya 6 g tarçın alımının, tip 2 diyabetli kişilerde serum glukoz, trigliserit, LDL kolesterol ve toplam kolesterolü azalttığını bildirmiştir.

 

Solomon ve arkadaşları (Diabetes Obes Metab, 9: 895-901, 2007), tarçın alımının, oral glukoz alımına karşı toplam plazma glukoz yanıtlarını azalttığını ve aynı zamanda insülin duyarlılığı indeksi ile değerlendirilen insülin duyarlılığını arttırdığını bildirmiştir.

Mang ve arkadaşları 4 ay boyunca 3 g/gün tarçın kullanan Tip2 dm hastaların plasebo etkisiyle tedavi edilenlere kıyasla glukoz seviyesini düşürdüğünü bildirmiştir.

 

Günlük hayatınızda kullanımı artırabilir örnek alternatifleri inceleyebilirsiniz. Kan şekerinizi düzenlemeye yardımcı olacağı yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır.  Lakin abartılı kullanıldığında da alerjen etki, kan şekerinin olması gereken düzeyden daha da çok düşmesi, baş dönmesi, ciltte tahriş gibi birçok etki de görülebilir.

Alternatifler;

  • 1 bardak sütün içine 1 çay kaşığı toz tarçın eklenebilir,

  • Çubuk tarçını günlük su içimini de kolaylaştırmak için kullanılabilir,

  • Dilediğiniz meyveyi (elma, şeftali vb) dilimleyip üstüne 1 çay kaşığı kadar toz tarçın ekleyip tüketilebilir,

  • Tarçın çayı yapılabilir.

ANANAS

Ananas, ananasgiller familyasından tropikal ülkelerde yetişen bitki ve onun meyvesidir. Anayurdu Güney Amerika'dır. Meyvesi iri, güzel kokulu ve lezzetlidir, Meyvenin %86’sı sudur. Üstünde bir demet yaprak vardır. Tropik ülkeler meyvesi olan ananas güzel kokulu, kabuğu sert içi etli bir meyvedir. Dünyanın birçok yerinde taze meyve, meyve suyu, reçel, jöle ve kurutulmuş ürün olarak tüketilmektedir.

Bir dilim ananas yetişkin bir insanın günlük manganez ihtiyacının %6’sını, C vitaminin %42’sini, B1, B5, B6 ve B9 Vitaminlerinin de en az %10 kadarını karşılamaktadır. Lif bakımından zengindir ve yüksek miktarda C vitamini içermektedir; yüksek C vitamini içeriği ve lif, kolajen üretimini artırarak iç ve dış yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Sodyum içeriğinin düşük, Potasyum miktarının yüksek olması da kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Az miktarda A Vitamini, K Vitamini, Demir, Fosfor, Bakır, Çinko içermektedir.

000024.JPG

Ananas içerisinde bulunan bromalein olarak adlandırılan yapı, protein sindirim enzimlerinin karışımından oluşur; Protein ayrıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı bir enzimdir. Diüretik etki göstermektedir. Hem endüstri hem de tedavi alanında geniş bir kullanıma sahip olup, proteolitik aktivitesi nedeni farmakolojik etkileri yoğun olarak kanıtlanmaya çalışılıp birçok hayvan modelinde araştırmalar yapılmıştır.

2012 yılında yapılan bir çalışmada 2. ve 3. derece yanık tedavisinde bromalein kullanarak iyileşme sürecini hızlandırdığı görülmüştür.

IMG_8772.JPG

Vücut direncini artırarak otoimmün etkisi, içerdiği antioksidanlarca hücrelerin yenilenmesini sağladığı, pıhtılaşma ve antienflamatuar etki gösterdiği, yapılan çalışmalarda ispatlanmıştır.

Hücreler arası vasküler geçirgenliği arttırarak dokularda biriken ödemin emilimini ve atımını arttırıyor. Kan damarlarında depolanan ve dolaşım sisteminde engel oluşturup pıhtılaşmaya neden olan fibrinleri, kolesterol plaklarını, parçalayabildiği çalışmalarca kanıtlanmıştır.

  • Fazla tüketiminde alerjik reaksiyona neden olabilir.

  • Hamileler ve bebeklerde kullanımı önerilmemektedir.

  • Olgunlaşmamış ananas toksindir, ishale ve kusmaya neden olur.

  • Bromelain enzimine aşırı maruz kalmak döküntü, kusma ve ishale yol açabilir. Dudaklarda, diş etlerinde ve dilde hassasiyet yaratabilir

  • 1 dilim ananas 1  porsiyon meyveye denk gelmektedir.

SU

Vücudumuzun yaklaşık %60’ı

Kaslarımızın %75’i

Beynimizin %90’ı

Kemiklerimizin %32’si

Kanımızın %83’ü sudan oluşmaktadır.

Su miktarı belirli faktörlere göre farklılık göstermektedir yeni doğan bir bebeğin vücudu %75 iken yaş aldıkça %50’ye kadar düşmektedir.  Ayrıca, bir vücut ne kadar kaslıysa, o kadar su içerir çünkü vücut yağında kasa oranla daha az su vardır. Hiçbir içecek su değerinde olamaz, günlük olarak 2-2.5 litre yani en az 10 bardak su tüketmeye özen göstermeliyiz. Başka bir hesapla da kilo başına 0.33 L su tüketilmelidir (kg*0,33L). Susuz kalmış bir vücut halsizlik, yorgunluk ve aç hissettirebilir ya da baş ağrılarına, migren ataklarına sebep olabilir. Su içemeyenler, su içmeyi unutanlar ilk olarak kendinizi şartlandırın, sabah kalkınca 1 bardak suyla güne başlamaya özen gösterin.

WhatsApp Image 2020-07-05 at 19.46.22 (1

Suyu sade içemiyorsanız 1-2 damla limon damlatın, nane yaprakları ekleyebilirsiniz, tarçın tüketmeyi sevenler 1 çubuk tarçınla deneyin su içmeyi. Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak su içmeniz önerilir hem hazmınızı kolaylaştıracak hem de bir öğünde aşırı kalori alımınızı engeller.

WhatsApp Image 2020-07-05 at 19.46.22 (2

Vücut ısınızı dengeler ve toksin maddelerin atılmasını sağlar; ter, idrar, solunum yoluyla. Her şeyin fazlasının zarar olduğu gibi fazla su tüketimi sonunda da su zehirlenmesi görülebilir. Aşırı su tüketimine bağlı su zehirlenmelerinde havale, koma durumu, solunum durması, beynin şişmesi ve ölüme kadar giden sonuçları olabilir. Su zehirlenmesi aşırı su tüketmek haricinde böbrek üstü bezlerinde bulunan antidiüretik hormonun su tutmasına bağlı da zehirlenme meydana gelebilir. pH değerinin 7,5-8.5 arasında hafif alkali olması idealdir. Lifli besinler, sindirim sisteminin düzenlenmesinde etkin bir rol oynar. Ancak ne kadar lifli gıda tüketilirse tüketilsin, yeterince su içilmediğinde, alınan lifler vücutta etkin bir şekilde kullanılmaz. Yetersiz su tüketimi, sindirim sisteminin daha az çalışmasına ve buna bağlı olarak konstipasyona yol açar. Su cildinize, saçlarınıza, hayatınıza ayrı bir canlılık verecektir çünkü

 

su YAŞAMDIR yaşam da SU’dur.

bottom of page